Ulusal Anıtlar ve Ülkelerine Kattıkları Değerler


Ulusal anıt, bir ülkenin kuruluşu, bağımsızlığı, savaşı veya tarihi bir figürün yaşamı, başarıları veya ölümü gibi ulusal miras için önemli olan bir şeyi anma amacıyla inşa edilmiş bir anıttır.


Bu terim ayrıca, tarihi öneminden ziyade kültürel önemi nedeniyle ulusal bir miras alanı gibi belirli bir anıt statüsüne de atıfta bulunuyor olabilir. Ulusal anıt statüsü genellikle ulusal kimliğin önemli sembollerine verilir.


Ulusal öneme sahip olduğu kabul edilen ve devlet tarafından koruma altına alınan yapılar ve alanlar, bir ülkenin kültürel mirasının birer parçasıdır. Bu ulusal miras alanlarına genellikle her ülkede farklı isimler verilir ve ulusal koruma cemiyetleri tarafından listelenir. Romanya en az bir yerel bitkiyi ulusal anıt olarak listelemiştir.


Yine de bütün bunların hepsini birbirine bağlayan ortak bir unsur vardır. Hepsinin de bulunduğu ülkenin veya bölgenin kimliğinin güçlü birer sembolü olması... Pek çoğunu birbirine bağlayan bir diğer şey de, onlara ev sahipliği yapan ülke için genellikle son derece önemli gelir kaynakları olmalarıdır. Bir anıtın bir giriş ücreti olduğunda - bilet ücretinin genellikle anıtın gerçek değerinin sadece küçük bir kısmı olduğu gerçeği bir yana - ne kadar gelir kazandırdığını belirtmek kolaydır. Her ziyaretçi anıtı barındıran ülkeye seyahat ettiği zaman, genellikle otellerde kalır, restoranlarda yemek yer, araba kiralar. Kısaca turistlerin ve ziyaretçilerin yaptığı tüm sıradan şeyleri yapar. Bu nedenle, anıtların ev sahibi ülke için değeri/katkısı genellikle dolaylıdır ve hesaplanması çok zordur. Aynı zamanda etkili tanıtım araçları olarak da hizmet ederler.


Bunun önemli bir örneği Londra'daki Big Ben'dir. Her yıl Londra'yı ziyaret eden 19 milyon insanın hepsi Big Ben'in bulunduğu Westminster Sarayı'ndaki saat kulesini ziyaret etmese de (Big Ben aslında saat kulesinin içindeki en büyük çandır - kulenin kendisi değil), yine de bir çoğu fotoğraf çekmek için Westminster Sarayı'na uğruyor. Bu da, Londra'da en azından bir gün geçiren ve para harcayan 19 milyon insan demektir.


2017'de Mısır'daki piramitleri yaklaşık 15 milyon kişi ziyaret etti. Her biri sadece 1 Dolar harcasaydı, bu nispeten yoksul bir ülke için hala makul bir gelir olurdu. Ancak turistlerin bundan çok daha fazlasını harcadığını biliyoruz - belki de günde 100 dolar, hatta daha da fazla.


Bazı iktisatçılar, en bilindik ikonik anıtların dolaylı veya 'yumuşak' gücünün, hesaplanabilir gelirlerden (kesilen makbuzlardan) çok daha fazla olduğunu belirtir. Bunun belki de en iyi örneği Paris'teki Eyfel Kulesi'dir. Kuleyi her yıl ortalama sekiz milyon kişi ziyaret ediyor, ancak bilet gelirleri, kulenin getirdiği dolaylı faydaların yanında adeta devede kulak kalıyor. Bu miktarın, neredeyse akıllara durgunluk veren 400 milyar Avro civarında olduğu tahmin edilmektedir. Bu da Fransa'nın yıllık gayri safi yurtiçi hasılasının neredeyse beşte birine tekabül etmektedir.


Aşağıda belirtilen büyük anıtların, ziyaretçi sayılarına ve söz konusu ülkelerin ekonomileri için değerine bir göz atalım:

ANIT Mısır Piramitleri, Mısır

ZİYARETÇİ 8,9 milyon





ANIT Taj Mahal, Hindistan

ZİYARETÇİ 8 milyon





ANIT Stonehenge, İngiltere

ZİYARETÇİ 1 milyon





ANIT Çin Seddi, Çin

ZİYARETÇİ 10 milyon





ANIT Angkor Wat, Kamboçya

ZİYARETÇİ 2,6 milyon





ANIT Akropolis, Yunanistan

ZİYARETÇİ 1 milyon





ANIT Kolezyum, İtalya

ZİYARETÇİ 6 milyon





ANIT Özgürlük Anıtı, ABD

ZİYARETÇİ 7 milyon





ANIT Eyfel Kulesi, Fransa

ZİYARETÇİ 7 milyon





ANIT Big Ben, Westminster Sarayı, İngiltere

ZİYARETÇİ 75.000





ANIT Sydney Opera Binası, Avustralya

ZİYARETÇİ 11 milyon





ANIT Pisa Kulesi, İtalya

ZİYARETÇİ 5 milyon